Uganda Cumhurbaşkanı Yoeri Musevini televizyon kameraları karşısında imzaladığı yeni yasayı açıklarken “etrafta bu kadar güzel kadın varken bir erkeği çekici bulmanın mantığı nedir anlayamıyorum” diyordu. Bakan Simon LOKODO’nun açıklamaları daha da ilginçti.  Lokodo’ya göre eşcinsellik uyuşturucu bağımlılığı gibi bir hastalıktı. Uyuşturucu bağımlıları nasıl tedavi edilebiliyorsa, eşcinseller, homoseksüeller, gayler de tedavi gördükleri takdirde iyileşebileceklerdi.

Yasanın içeriğine baktığımızda, eşcinsel ilişkiye girenler ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılacaklar, hiç kimse eşcinselliği “teşvik” edici konuşmalarda bulunamayacak ve en öenmliside, eşcinsel olanları yetkililere ihbar etmek zorunlu hale geliyor.

“Kimse olduğu kişi için, sevdiği kişi için ayrımcılığa maruz kalmamalı, cezalandırılmamalı” diyordu twitter hesabından Susan Rice, ABD’de Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik danışmanı. Böyle bir yasanın çıkması karşısında yine twitter hesabından “Uganda ve Dünya için üzücü bir gün” diyorsu. Kendisi yasanın çıkmasından yaklaşık on gün önce, Ugandalı yetkililerle görüşmüş.

Avrupa’da, Uganda’ya 7 Milyon Avroluk yardım yapmayı planlayan Hollanda hükümeti kararından hemen vazgeçti. Oysa bu yardım Uganda Adalet sistemini iyileştirmek için kullanılacaktı. Hollanda uluslarası Ticaret ve Klakınma bakanı ve iki çocuk annesi Lilianne Ploumen “Uganda adalet sistemi böyle bir karar alacaksa, biz işbirliği yapmayı doğal olaral reddediyoruz” diye bir açıklama yaptı vakit kaybetmeden. Belçika başbakanı Elio Di Rupo bu yasayı öğrendiğinde “şok” geçirdiğini ve Belçika hükümetinin bu yasayı kınadığını açıkladı.

Uganda hükümet sözcüsünün açıklamarına göre Uganda Devlet Başkanı “yabancı ülkelerin baskılarına boyun eğmeyecek”ti. Bu açıklamanın Washington’dan gelen uyarılara ve ikazlara cevap olduğu düşünülüyor.

1986 yılından beri hükümetin başında olan Uganda Devlet Başkanı Yoeri Musevini, ilk başta bu anti-gay yasayı onaylamayacağını açıklamıştı. Grekçesi ise “anormal insanları anormal oldukları için cezalandırmak iyi bir şey değil” idi. Fakat daha sonra bir grup bilim adamına danışmış ve onlardan “eşcinsellik kalıtsal bir süreç değil sonradan kişinin kendi sitemesiyle olunan bir şey” bilgisini alınca fikrini değiştirmiş ve yasayı onaylamıştı.

Eşcinsellerin Uganda’da kötü muameleye maruz kaldığı, bazen öldürüldüklerini çeşitli sivil toplum örgütleri yıllardır söylüyorlar. Ülkede son derece güçlü olan evanjelik kiliselerin, homofobinin bu kadar yaygın olmasında önemli bir etken olduğu düşünülüyor.

 

* Ülkemizin bambaşka bir gündemi var. Basın bültenlerinde, ana haber bültenlerinde ölümle sonuçlanan trafik kazasını aynı gece en az 5 kere yayınlayanlar Uganda’dan neden hiç bahsetmez dikkatinizi çekti mi? Yoksa içinde “gay” lafı olan bir haber doğrudan otosansüre mi uğruyor ülkemizde ?