“Yeni hayatımıza” başlayalı daha henüz bir hafta oldu. Buraya gelirken plan program yapmıştım ama ilk haftamızda bol bol “doğaçlama” yaptık.

Belkide biraz daha öncesinden başlamam lazım. Ece Fethiye 2017/2018 öğretim yılında okula gitmeyecek. Bu konuda eşimle çok düşündük. Çok kolay bir karar olmadı bizim için. Geçen sene okulda Ece Fethiye’nin bir sürü arkadaşı olmuştu, onlarla çok iyi anlaşmıştı. Bugün bazılarının ismini söyleyip geçen sene okulda yaptıklarını anlatıyor. Ama okula gitmeyecek olması eğitimine ara vermek anlamında olmamalıydı. Bütün gün evde kalmakta olmamalıydı.

Son dönemde eşim ve ben alternatif eğitim metodları üzerine elimize ne geçerse okur olmuştuk. Steiner metodunda müziğe, dansa, doğa ile iç içe olmaya; Montessori’de el becerisine verilen öneme ve her çocuğun kendi ritmine göre öğrenmesi ilkesine bayılmıştık.

Homeschooling (evde okul) konusunu incelemeye başladığımızda ise (ABD’de çok yaygın, Fransa’da hızla yayılıyor) çocuğumuzun karakterine, biyolojik ritmine, yeteneklerine ve öğrenme hızına en uygun yöntem olduğuna karar verdik.

Profesyonel hayatımda bu molaya ihtiyacım olduğunu iyice anladıktan sonra sevgili eşiminde desteğiyle Didim’in yolunu tuttum. Anne ve babamın yazlık evlerine. İlk durağımız burası olacak. Didim Eylül ve Ekim aylarında gerçekten bir harika. Esas hedefimin aileme ait olan ve uzun süredir pek de değerlendiremedikleri, Nazilli’nin Horsunlu’da 6 dönümlük bahçe.

Burada olmamın esas amacı, Ece Fethiye’ye doğa ile iç içe, onu zorlamayacak ama uyulması gereken kuralları olan, yaparak, yaşayarak ve eğlenerek geçirebileceği bir eğitim-öğretim yılı yaşatmak.

Henüz daha net bir ders programımız yok. Akşamları biraz harf ve rakamlar üzerinde çalışıyoruz, çalışıyoruz demek yerine eğleniyoruz desek daha doğru sanırım, şarkılarla ve türkülerle.

Ama zamanımızın büyük bir kısmını, sabah kalkar kalkmaz başlayıp “güneş uykuya dalana kadar” açık havada, bahçede geçirmeye gayret ediyoruz.

Sabah ilk işimiz bahçedeki bitkileri, sebzeleri, patlıcan, biber, salatalık hepsini güzelce sulamak. Güneş kadar suyada ihtiyacı olmalarını öğrenmesi. Bol güneş ve bol su olursa o sebzeler bizim karnımızı daha iyi doyuracak. Sulamanın sonunda kahvaltıda yiyeceği salatalıkları Ece Fethiye kendi topluyor. Ece Fethiye yıl sonunda 4 olacak. Ona bugüne kadar zeytin yedirmem mümkün olmamıştı. Buraya geldiğinden beri zeytin yiyor!

İlk günlerde deniz kenarına gittik sonraki günler biraz ara verdik. Bahçede çadır kurup kamp yapıyoruz. Sonra gözleme için anneannesiyle birlikte hamur açıyor. Hem el becerisi açısından faydalı hem kollektif yaşamda bir iş bölümü olduğu ve herkesin katkıda bulunabileceğini öğreniyor. Yaparak, yaşayarak..

 

İstanbul’da sürekli “yabancılarla konuşma” diye tembihliyoruz. Burada kendi başına akranlarını görüp yanlarına gidip “merhaba birlikte oynayalım mı?” diye sorup onlara katılmasına müdahale etmiyorum, onu uzaktan gözlemliyorum (sonra o arkadaşlardan ayrılma faslı bir işkenceye dönüşebiliyor). Eğer bu yeni arkadaşlar ilk başlarda onu aralarına almak istemezse hiç karışmıyorum, ya oturup kendi başına oynuyor ya da çoğunlukla ne yapıp edip kendini kabul ettiriyor. Pazartesi, yani dün, yazlık komşularının çocukları veya torunlarının kreş ana ve ilkokula başlamasıyla birlikte ortalık biraz tenhalaştı…

Benden şimdilik bu kadar,”homeschooler” bir anne olarak ilk haftamı tamamladım, bundan sonraki yazılarda “Homeschooling”den biraz daha teknik olarak bahsedicem ayrıca “Organik Tarım” konusuna da değinmeyi planlıyorum. Yorum ve düşüncelerinizi yazının altındaki yorum bölümüne ya da “ucetincelik@gmail.com” adresine yazabilirsiniz.

Ümran